Binlerce yıl boyunca Asya'nin derinliklerinden Avrupa'nın kalbine doğru süzülen İpek Yolu, sadece kervanların baharat ve ipek taşıdığı ticari bir güzergâh değil; fikirlerin, inançların, sanatın ve insan hikâyelerinin birbirine karıştığı tarihin ilk küresel medeniyet ağıydı. Dün İstanbul'da gerçekleşen İpek Yolu Şehirleri Uluslararası Turizm İttifakı (ITA SRC) Dönem Başkanlığı devir teslim töreni, bu kadim ruhun günümüz dünyasında yeniden hayat bulmasına tanıklık etti.

Çin'in Deniz İpek Yolu'undaki önemli merkezi Quanzhou'dan devralınan bayrak, kara ve deniz hatların dünyadaki en önemli kesişim noktalarından biri olan İstanbul'a geçti. Bu tarihi an, yerel yönetimlerin ve kentlerin önderliğinde gelişen, insan odaklı ve karşılıklı faydaya dayalı yeni bir şehirler arası iş birliği modelini pekiştiriyor. İpek Yolu üzerindeki tarihi kentlerin kurduğu bu tür turizm ortaklıkları ve şehirler arası ağlar, bir yandan bölgesel kalkınmayı desteklerken diğer yandan tarihi mirasın korunmasını ve sürdürülebilir bir turizm anlayışının küresel ölçekte yaygınlaşmasını sağlıyor. Kara ve Deniz İpek Yolu'nun zenginliğini günümüz gezginleriyle buluşturan ortak rotalar, kadim güzergâhı modern dünyada çok yönlü bir ortaklık modeline dönüştürüyor.
Köprüler kurmak ve kültürel diplomasi
Etkinliğin açılış bölümünde kürsüye çıkan konuşmacıların ortak vurgusu, medeniyetler arası diyaloğun ve turizmin güçlü bir 'kültürel diplomasi' aracı olduğu yönündeydi. Çin ve Türkiye, sahip oldukları köklü medeniyet birikimleriyle küresel düzeyde bu diyaloğun doğal öncülüğünü üstlenmektedir. Ortak sergiler, akademik araştırmalar ve koruma projeleriyle iki ülke; İpek Yolu'nun özünde yer alan hoşgörü ve etkileşim kültürünü günümüze taşıyarak farklı medeniyetlerin karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşama tecrübesine katkı sunmaktadır.
Açılışta konuşan Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong, Çin ve Türkiye devlet başkanlarının stratejik rehberliğinde Kuşak ve Yol iş birliğinin derinleştiğini belirterek, 'Medeniyetler zenginliğini karşılıklı değişimden alır, şehirler ise birbirine danışarak gelişir. İpek Yolu Turizm İttifakı; barış, açık görüşlülük, kapsayıcılık ve karşılıklı fayda ilkesine dayanan İpek Yolu ruhunu yarınlara taşıyan en dinamik platformdur' ifadeleriyle sürecin küresel boyutuna dikkat çekti.

İttifak Sekretaryası adına konuşan Çin Uluslararası Kültür Değişimi ve Turizm Tanıtım Merkezi Genel Müdürü Zhang Weiguo ise 38 ülkeden 89 üye şehre ulaşan bu devasa ağın politika, sanayi ve medeniyet diyaloglarıyla derinleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Zhang Weiguo, dijitalleşen ve yapay zekâ ile dönüşen turizm ekosisteminde üyeler arası deneyim ve teknoloji paylaşımının hayati olduğunu vurguladı.

İspanya Temsilciler Meclisi Eski Başkan Yardımcısı Gloria Elizo, konuşmasında şehirlerin toplumsal ve kültürel buluşmalardaki önemine değindi. Elizo, turizmin yüzeysel bir geziden ibaret olmadığını; farklı kültürler arasında hürmet, öğrenme ve karşılıklı güveni teşvik eden kıymetli bir etkileşim alanı olduğunu ifade etti.

İttifak Dönem Başkanlığını 16 milyon İstanbullu adına devralan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan ise, kürsü konuşmasında tarihi bir sorumluluğa işaret etti. İstanbul'un üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmasının verdiği hafızayla hareket ettiklerini belirtirken, turizmin sadece otel ve turist sayılarından ibaret olmadığını, şehir insanının yaşam kalitesi ve kültürel mirasın korunmasıyla bir bütün oluşturduğunu kaydetti.

Çinli bir gazetecinin gözünden: 'Yeniden keşfedilmeyi bekleyen hafıza'
Bir Çin Medya Grubu muhabiri olarak Türkiye'de görev yaparken sıkça gözlemlediğim bir hakikat var: Çinli seyahat severler için turizm, sadece fiziksel bir dinlenme veya deniz kenarında vakit geçirme faaliyeti değildir. Çin kültürünün köklerinde yer alan 'okuma ve dünyayı gezme' geleneği, Çinli turistlerin gittiği coğrafyada tarihsel katmanları, insan hikâyelerini ve medeniyet izlerini aramasını sağlar.
Tam da bu noktada, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Mahir Polat'ın röportajımızda altını çizdiği tespit son derece kıymetlidir: İstanbul'a gelen bir ziyaretçinin 2,5 günlük ortalama kalış süresi, bu devasa uygarlık okyanusu için son derece yetersizdir. Yerebatan Sarnıcı'ndan Art İstanbul Feshane'ye, Çubuklu Siloları'ndan tarihi surlara kadar restore edilen mekânlar, Çinli gezginlere tek bir ziyarette kavranamayacak kadar zengin bir anlatı sunmaktadır. Polat'ın 'İstanbul'a bir kere geldiğinizde kentin çok küçük bir kısmını öğrenmiş olursunuz; tekrar tekrar gelin' daveti, Çin turizm pazarının aradığı derinlikli kültür seyahatleriyle mükemmel bir uyum göstermektedir.

Söz konusu bu derinlik, iki ülke arasında ivme kazanan halklar arası temasların (people-to-people) ve kültürel değişimlerin ne kadar stratejik olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Toplumlar arasındaki ilişkilerin en sağlam zeminini oluşturan insani bağlar; sanat, edebiyat, medya iş birlikleri ve ortak belgesel projeleriyle beslendikçe Türk ve Çin halkları birbirini çok daha doğru bir açıdan tanımaktadır. Üniversiteler arasındaki eğitim ve gençlik değişimlerinden, çay ve mutfak kültürünün kesiştiği gastronomi etkinliklerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu etkileşim, stratejik ve ekonomik ortaklıklara samimi bir insani boyut kazandırmaktadır.
2027 İpek Yolu Yılı ve kalıcı miras
İBB Belediye Başkan Vekili Sayın Nuri Aslan'ın dile getirdiği '2027 İpek Yolu Yılı' ilanı ve İstanbul'da kurulacak olan İpek Yolu Çalışma Ofisi, geçici bir etkinlik heyecanının ötesinde sürdürülebilir bir kurumsal altyapının kurulacağını müjdeliyor.

İBB Kültür Daire Başkanı Sayın Tolga Volkan Aslan'ın da belirttiği gibi; müzikten gastronomiye, el sanatlarından dijital turizm rotalarına kadar uzanan geniş takvim, İstanbul'u sadece Çinli turistler için değil, tüm İpek Yolu coğrafyası için ortak bir kültür sahnesi haline getirecektir.

Çin Uluslararası Kültürel Değişim ve Turizm Tanıtım Merkezi Uluslararası İşbirliği Direktörü Sunny Yang Liu'nun ifade ettiği gibi, meşalenin Deniz İpek Yolu'nun başlangıcı Quanzhou'dan alınıp İstanbul'a getirilmesi, İttifak tarihinde Asya ile Avrupa'nın kucaklaştığı en sembolik kavşaktır. İstanbul, üstlendiği bu Dönem Başkanlığı sorumluluğuyla sadece kendi turizm potansiyelini büyütmekle kalmayacak; Doğu ile Batı arasında barışın, güvenin ve kardeşliğin dili olan kültür diplomasisine yön verecektir.

Kadim İpek Yolu'nun rüzgârı bir kez daha İstanbul'dan esiyor. Şehirlerin el ele vererek inşa ettiği bu dayanışma köprüsü, halklar arası dostluğa ve ortak geleceğimize ışık tutmaya devam edecektir.
Hibya Haber Ajansı





