İhracat Danışmanı Gökhan Erol tarafından hazırlanan güncel stratejik analiz raporu, 2026 yılı başında yürürlüğe giren AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk zeytinyağı sektörü üzerinde yarattığı "ticaret sapması" riskini gözler önüne seriyor. Veriler, Türkiye’nin Hindistan’a zeytinyağı ihracatının 2024 yılında durma noktasına geldiğini kanıtlıyor.

"İhracat Verilerinde Sıfır Noktası"

Hazırlanan raporda, Türkiye’nin dünya genelindeki zeytinyağı ihracatı 2024 yılında 649,2 milyon dolara ulaşarak rekor kırmışken, Hindistan pazarında yaşanan sert düşüşe dikkat çekiliyor. 2023 yılında Hindistan’a yapılan 745.000 dolarlık ihracat, 2024 yılı başında tamamen kesilmiş durumdadır. Bu kaybın temel nedeni olarak, Hindistan’ın uyguladığı %30-45 aralığındaki yüksek gümrük vergileri ve AB-Hindistan STA’sı ile rakiplerin elde ettiği sıfır vergi avantajı gösteriliyor.

Gümrük Birliği’nin "Asimetri" Sorunu

Analizde, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın yarattığı yapısal bir soruna vurgu yapılıyor. Mevcut mevzuat gereği Hint menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girme ihtimali bulunurken, Türk ihracatçısının Hindistan pazarında yüksek vergilerle karşı karşıya kalması "haksız rekabet" olarak nitelendiriliyor. Özellikle sızma zeytinyağı (150930 GTİP) kategorisinde İspanya ve İtalya’nın vergi avantajıyla pazarı domine etme riski bulunuyor.

Türk Zeytinyağı İhracatı Tehdit Altında Isindetayi Haber Gıda

Çözüm Önerileri ve Stratejik Adımlar

İhracat Danışmanı Gökhan Erol, sektörün bu krizden çıkması için şu üç temel adımı öneriyor:​​​​​​​

Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
Şubat ayı kira artış tavanı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Paralel STA Hamlesi: Türkiye, AB ile Hindistan arasındaki anlaşmaya paralel olarak kendi Serbest Ticaret Anlaşması sürecini hızlandırmalıdır.​​​​​​​

Premium Konumlandırma: Fiyat odaklı rekabetin zorlaştığı noktada, Türk zeytinyağı "Premium Türk Ürünü" algısıyla üst segmentte yer almalıdır.​​​​​​​

Diplomatik Müdahale: Gümrük Birliği asimetrisinin tarım ürünleri üzerindeki tahribatını önlemek adına diplomatik kanallarla revizyon talep edilmelidir.

Açıklanan Rapor

1. Yönetici Özeti

Bu rapor, 2026 yılı başında yürürlüğe giren AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’nin tarım dış ticareti üzerindeki olası risklerini incelemektedir. Mevcut Gümrük Birliği yapısı gereği, Türkiye’nin AB üzerinden gelen üçüncü ülke mallarına karşı korumasız kalması ve Hindistan pazarındaki vergi eşitsizliği ana odağı oluşturmaktadır. Analiz edilen veriler, Türkiye’nin Hindistan’a zeytinyağı ihracatının 2023 yılında toplamda 745.000 dolar seviyesindeyken, 2024 yılında tamamen durma noktasına geldiğini göstermektedir. AB menşeli rakiplerin sıfır vergi avantajı elde etmesi, Türk zeytinyağı ihracatçısını stratejik bir yol ayrımına getirmektedir. Acil eylem planı olarak Türkiye-Hindistan arasında paralel bir STA imzalanması ve marka konumlandırma stratejilerinin güncellenmesi önerilmektedir.

2. Mevcut Hukuki Çerçeve ve Asimetri Sorunu

Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, sanayi ürünlerini kapsasa da tarım ürünleri üzerindeki dolaylı etkileriyle kritik bir öneme sahiptir. Kararın 3/2 maddesine göre, üçüncü ülkelerden AB’ye gümrük kurallarına uygun giren mallar, Türkiye’ye de gümrüksüz girebilmektedir.

Ancak bu durum tek taraflı bir “açık kapı” politikası yaratmaktadır. AB’nin Hindistan ile imzaladığı STA sonucunda Hint malları Türkiye’ye vergisiz erişim imkanı kazanırken, Türkiye’nin Hindistan’a yapacağı ihracatta Hindistan’ın uyguladığı %30 ile %45 arasındaki yüksek gümrük vergileri devam etmektedir. Bu asimetri, Türk ihracatçısının hem iç pazarda hem de Hindistan gibi potansiyel pazarlarda haksız rekabetle karşılaşmasına neden olmaktadır.

3. Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Veri Analizi

Yukarıdaki tabloda paylaşılan dış ticaret rakamları, sektördeki daralmayı ve pazar kaybını açıkça ortaya koymaktadır:

  • Hindistan Pazarındaki Daralma: Hindistan’ın dünya geneli zeytinyağı ithalatı 2022’de 273.881.000 dolar iken, 2024 yılında 36.247.784 dolara kadar sert bir düşüş yaşamıştır.
  • Türkiye’nin Pazar Kaybı: Türkiye’nin Hindistan’a toplam zeytinyağı ihracatı 2023 yılında 745.000 dolar seviyesindeyken (bu rakamın 414.000 doları sızma zeytinyağıdır), 2024 yılında bu rakamın tamamen sıfırlandığı görülmektedir.
  • Küresel Potansiyel ve Yerel Engel: Türkiye’nin dünya genelindeki zeytinyağı ihracatı 2024 yılında 649.292.000 dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşmışken, Hindistan pazarında varlık gösterememesi ürün kalitesinden değil, tamamen vergi bariyerinden kaynaklanmaktadır.
  • GTİP Bazlı Analiz: Türkiye’nin dünyada en güçlü olduğu kalemlerden biri olan 150920 (Ham sızma) ürününde 2024’te dünyaya yaklaşık 296,4 milyon dolarlık ihracat yapılırken, Hindistan pazarına bu kalemden hiç satış yapılamamıştır.

4. Avantajlar ve Dezavantajlar: Fırsat Penceresi mi, Tehdit mi?

4.1. Dezavantajlı Durumlar

  • Vergi Farkı: İspanya ve İtalya gibi rakipler, AB-Hindistan STA’sı sayesinde %0 vergi ile pazara girerken, Türk zeytinyağı yaklaşık %45’lik bir maliyet dezavantajıyla yarışa başlamaktadır.
  • İkame Ürün Baskısı: Hindistan’ın güçlü olduğu bitkisel yağların (yer fıstığı, susam vb.) AB pazarında zeytinyağına rakip olarak daha kolay girmesi, küresel fiyat dengelerini Türk üreticisi aleyhine bozabilir.

4.2. Potansiyel Avantajlar

  • Lojistik ve Coğrafi Konum: Türkiye’nin Süveyş Kanalı üzerinden Hindistan’a erişim hızı, lojistik maliyetlerde AB’ye kıyasla esneklik sağlayabilir.
  • Yükselen Talep: Hindistan orta sınıfının sağlıklı yaşam bilinciyle zeytinyağı tüketimine yönelmesi, doğru bir anlaşma zemini sağlandığında devasa bir pazar potansiyeli sunmaktadır.

5. Stratejik Yol Haritası ve Öneriler

Türkiye’nin ihracat danışmanlığı perspektifiyle atması gereken adımlar şunlardır:

  1. STA Sürecinin Başlatılması: AB-Hindistan anlaşmasına paralel olarak, Türkiye’nin Hindistan ile kendi ikili Serbest Ticaret Anlaşmasını imzalaması en kritik önceliktir.
  2. Marka Konumlandırma: Fiyat odaklı rekabetin imkansızlaştığı noktada, Türk zeytinyağı Hindistan pazarında “Premium Ege Ürünü” olarak konumlandırılmalıdır. Özellikle 150930 (Sızma) kategorisinde niş pazarlar hedeflenmelidir.
  3. Diplomatik Girişimler: Gümrük Birliği’nin 1/95 sayılı kararı ile oluşan bu haksız rekabet ortamının giderilmesi için AB nezdinde revizyon veya tarım ürünleri özelinde muafiyet görüşmeleri yürütülmelidir.

6. Sonuç

Tabloların gösterdiği “sıfır ihracat” verisi ciddi bir uyarı niteliğindedir. Türkiye, stratejik ürünlerinde gümrük bariyerlerini aşacak hamleler yapmadığı sürece, Hindistan gibi dünyanın en hızlı büyüyen gıda pazarlarından birini kalıcı olarak rakiplerine kaptırma tehlikesiyle karşı karşıyadır.