Bu konjonktürde tek taraflı güç merkezlerinin stratejik çerçevesi güvenilirliğini kaybetti. Enerji ve lojistik koridorları üzerinden yeni ortaklıklar ve güç dengeleri oluşuyor. Avrupa ve Atlantik sisteminin çözülmesiyle bölgesel güçler öne çıkıyor, yeni bağlantılar kuruluyor. Koridorlar artık yalnızca ticaret yolları değil, yeni dünya düzeninin vazgeçilmez unsurları haline geliyor.
Türkiye ise içerideki olumsuz havaya rağmen uzun süredir İstanbul’u finans merkezi yapma stratejisini sürdürüyor. Enerji ve lojistik koridorları üzerinden küresel şirketler için güçlü bir hizmet ve ticaret üssü olma yolunda ilerliyor. Bu kapsamda Nitelikli Hizmet Merkezi Modeli devreye alındı.
Modelin Temel Yaklaşımları
İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) elde edilen kazançlar 20 yıl boyunca kurumlar vergisinden tamamen istisna tutulacak.
İFM dışında operasyon merkezi kuran şirketler için ise yurt dışı kazançlarının %95’i vergiden muaf olacak.
İstisnalardan yararlanmak için şirketlerin en az 3 farklı ülkede faaliyet göstermesi ve gelirlerinin %80’ini yurt dışından elde etmesi şartı bulunuyor.
Bu strateji, Türkiye’nin küresel finans dünyasında yeni merkez olma iddiasını güçlendiriyor. Madencilik, savunma sanayi, enerji, gıda ve su kaynakları gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin desteklenmesi, ülkemizin geleceği açısından temel sorumluluklarımızdan biridir.
Sonuç olarak, üretim evrim geçiriyor ve Türkiye bu değişim çağında geri kalmamak için mücadele veriyor. Türk devlet anlayışı ve iş insanlarının katkısı, yeni döneme hazırlık sürecinde gözle görülür bir şekilde öne çıkıyor.
Ülkemiz için her şeyin iyi olmasını temenni ediyorum.